How to pronounce "öğütme" in Turkish
ö·ğüt·ME
Primary stress: me
Hear native speakers say öğütme in context across real video clips
Practice Speaking “öğütme”
Listen to native pronunciation, record yourself repeating the sentence into your microphone, and receive real-time word-by-word accuracy scoring.
işlediklerini kanıtlayan öğütme taşları ve havan delikleriyle dolu.
Hear it in context: “öğütme”
18 clipsThe Turkish word “öğütme”. Phonologically, it consists of 3 syllables (ö · ğüt · me), with primary lexical stress placed on the 3rd syllable (me). Grammatically, “öğütme” functions as a noun. SayItVid indexes 18 authentic Turkish video clips demonstrating how native speakers articulate “öğütme” in natural connected speech, including verified broadcasts from Evrim Ağacı, DW Türkçe, euronews (Türkçe).
Spoken Video Transcripts & Contextual Quotes (5 Verified Clips)
- 🇹🇷 TREvrim AğacıClip #1 · @7:15
“otları bol miktarda toplayıp bunları işlediklerini kanıtlayan öğütme taşları ve havan delikleriyle dolu. Fakat Çakmaktepe'nin asıl önemi bu sıradan evlerin arasına oyulmuş 16 metre ve havan delikleriyle dolu. Fakat”
- 🇹🇷 TRDW TürkçeClip #2 · @10:23
“şebekesine bağlama zahmetine ve maliyetine değmeyeceği düşünülmüş. Buradaki halkın çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Bazıları tahıl öğütüyor. Rachel Babarinde de onlardan biri. Önceleri öğütme makinelerını öğütüyor. Rachel Babarinde de onlardan biri. Önceleri öğütme makinelerını”
- 🇹🇷 TReuronews (Türkçe)Clip #3 · @1:23
“tahıl elemek ve farklı kepek ya da un kategorilerinde sınıflandırmak için sallanıyor Burası sensörler yazılım ve personel tarafından yakından takip edilmesine rağmen tam otomatik olan öğütme işleminin gerçekleştiği edilmesine rağmen tam otomatik olan öğütme işleminin gerçekleştiği”
- 🇹🇷 TREvrim AğacıClip #4 · @24:02
“hassasiyetle zanaat yeteneği gerektiriyor. Ama tüm bu taş tepelerin birbiriyle bağlantılı olabileceğinin en ilginç göstergelerinden biri sıradan bir öğütme gerektiriyor. Ama tüm bu taş tepelerin”
- 🇹🇷 TRDW TürkçeClip #5 · @10:43
“enerjiyi güneşten sağlıyor. Dün 500 nayra tutarında elektrik aldım. Böylece artık gecede ışık yakabiliyoruz. Evimde ışığım, öğütme işimde kullanabileceğim elektriğim var. Akaryakıt kullanırken durum farklıydı.”
Definition & Meaning: “öğütme”
- verbal noun of öğütmek
Example Sentences (2)
- “işlediklerini kanıtlayan öğütme taşları ve havan delikleriyle dolu. Fakat Çakmaktepe'nin asıl önemi bu sıradan evlerin arasına oyulmuş 16 metre”
- “Buradaki halkın çoğunluğu geçimini tarımdan sağlıyor. Bazıları tahıl öğütüyor. Rachel Babarinde de onlardan biri. Önceleri öğütme makinelerını”
Pronounce: “öğütme”
- Syllables:
- ö · ğüt · me
- Primary stress:
- me
- Hear it in context
- öğütme
Frequently asked questions about öğütme
How do you pronounce “öğütme” in Turkish?
Listen to native speakers pronounce “öğütme” in authentic Turkish video clips above.
What does “öğütme” mean?
“öğütme” means: verbal noun of öğütmek