Super Slow Turkish Conversation(with subtitles) - Easy Turkish
Learn TR with this synchronized story
Merhaba, Can.
Merhaba, Can.
Nasılsın?
Merhaba, Şevval. İyiyim. Sağ ol.
Sen nasılsın?
Ben de iyiyim. Teşekkür ederim.
Nasıl gidiyor? İşler nasıl?
Bu sıralar işler biraz yoğun.
O yüzden
biraz stresliyim.
A, senin için üzüldüm.
Peki, stresle nasıl başa çıkıyorsun?
Farklı yollar var.
Bazen Netflix izliyorum.
Bazen
kötü olsa da
abur cubur
yiyorum.
Bazen de
eşimle seyahat ediyorum.
Sen seyahat etmeyi seviyor musun?
Ben seyahat etmeyi
çok seviyorum.
Ama
pek vakit bulamıyorum.
Senin
seyahate vaktin oluyor mu?
Ne sıklıkla seyahat ediyorsun?
Çok olmuyor.
Ama
ailemizi ziyaret ediyoruz. Benim ailem
Balıkesir'de.
Sara'nın ailesi de
aslında hem İngiltere'de
hem de Pakistan'da.
Bazen İngiltere'ye gidiyoruz.
Bazen de
Pakistan'a gidiyoruz.
Peki, sen tek başına seyahat etmeyi mi
seviyorsun? Yoksa arkadaşlarınla mı?
Aslında şimdiye kadar
hiç tek başıma seyahat etmedim.
Tabii ki
bir yerden bir yere tek başıma gittim.
Ama
oralarda hiç tek başıma vakit
geçirmedim.
Yanımda ya ailem ya da arkadaşlarım
oluyor.
Ben de en kısa zamanda
tek başıma seyahati deneyimlemek
istiyorum.
O yüzden sana bu soruda net bir cevabım
yok. Çünkü ikisini de denemiş değilim.
Peki sen?
Ben arkadaşlarımla
veya eşimle seyahat etmeyi gezmeyi
daha çok seviyorum.
Ama
tatile gideceğin
farklı bir ülkeye gideceğin arkadaşlar
çok önemli.
Eğer
anlaşamadığın
çok
yakın olmadığın insanlarla
gidersen
tatil zehir oluyor.
Hiç eğlenemiyorsun.
Çünkü kafa dengi değiller.
Sana katılıyorum.
Bence de
seyahat ettiğin insanların kafa dengi
olması
ve
ortak
zevkleri sahip olması önemli. Ama
genelde kafa dengi insanlarla gittiğim
için pek bu tarz bir sorun yaşamadım.
Senin
buna verebileceğin bir örnek var mı?
Ben
bir kere
yurt dışında tek başıma seyahat ettim.
Prag'a gittim. Prag Çek Cumhuriyeti'nde.
Oraya gittiğimde
bir hostelde
kaldım. Hostel.
Farklı ülkelerden insanlar vardı.
Orada birkaç kişiyle
arkadaş olduk ve birlikte gezmeye
başladık.
Tabii ki birbirimizi çok iyi
tanımadığımız
için
bazen fikir ayrılıkları
oldu.
O yüzden çok eğlenemedim.
Aynı şey bu arada
yani aynı olay
aynı evde yaşadığın insanlar için de
geçerli.
Mesela
ben üniversitede
yurtta kalıyordum.
Bazı
oda arkadaşlarımla
gayet iyi anlaştım.
Ama bazılarıyla
anlaşamadım.
Peki sen?
Ben daha önce yurtta da kalmadım.
Hep ailemle yaşadım.
Ama
şöyle ki
ailem ve
en sevdiğim insanlar olmasına rağmen
aynı evde yaşamak
bazen
zor olabiliyor.
O yüzden
beraber yaşarken özellikle
birbirine saygılı olmak önemli.
Peki,
evde
hiç tolere etmediğin veya edemediğin,
hiç sevmediğin şeyler var mı?
Evet, var.
Ben
dağınıklıktan
hiç hoşlanmam.
Eee, etraf dağınık olduğunda
sanki kafamın içi de dağınıkmış gibi
hissettirir ve
pek odaklanamam.
Eğer yaşam alanım
benim haricimde
dağınıksa
ve bu benden kaynaklanmıyorsa,
bu beni gerçekten sinirlendirir.
Sen de öyle misin?
Evet.
Dağınıklık sevmiyorum.
Mesela, ben de
yerde
saç sevmiyorum.
Bazen
benim saçım veya eşimin saçı yerlere
düşüyor.
Ve bu sürekli olduğu için
süpürmek bazen zor oluyor.
Bu sebeple
bir robot süpürge aldık.
Artık biz süpürmüyoruz.
O süpürüyor.
Onun dışında
galiba bu da
küçüklükten gelme bir alışkanlık.
Benim annem
temizliğe çok dikkat
ediyor.
Küçükken
bana hep temizlik yaptırıyordu.
Ve hiç sevmiyordum.
Ama
şu anda benim için çok yararlı bir şey
olduğunu fark ettim.
Sen küçükken bu konuda nasıldın?
Dağınık mıydın? Veya
ev işi yapıyor muydun?
Ben küçükken
ev işi yapmaya çalışırdım.
Olabildiğince
yani küçükken özellikle
ne yapabiliyorsam
yapardım.
Şu an
yaşadığım ortamı temiz tutuyor olmak
özellikle
çamaşır suyuyla
temizlik yapmak bana çok iyi
hissettiriyor.
Gerçekten bütün kirlerin arınıyor olması
ve bazen
kitlemek gerçekten
bir şeye sinirliysem
çok iyi geliyor. Sen böyle düşünüyor
musun?
Evet.
Beni de rahatlatıyor bazen.
Onun dışında
stresimi atmak için bazen de spor
yapıyorum.
Eee spor salonuna gidiyorum veya
yürüyüşe çıkıyorum. Sen yürüyüşe çıkıyor
musun?
Benim şöyle
yürüyüş yapmak için çıktığım pek
olmuyor.
Ama
bir yere giderken eğer yürünebilecek bir
mesafeyse
yürüyerek gitmeye özen gösteriyorum.
Hele ki
hava güzelse mutlaka yürürüm.
Ama
yürüyüşü özellikle sabah uyandığımda
yapmak
istediklerim, hatta 2026 hedeflerimden
biriydi.
2026'nın
birkaç ayını geride bıraktık.
Bunu yapabildim mi diye sorarsam
pek yapamadım.
Kötü havayı bahane ediyor olabilirim ama
yakında havaların ısınmasıyla beraber bu
alışkanlığı edineceğimi düşünüyorum.
Sen haftada ne sıklıkla yürüyüş
yaparsın?
Ben eee
muhtemelen
iki, üç gün
yürüyüş için dışarı
çıkıyorum.
Yaşım ilerledikçe şunu fark ettim.
Artık çok daha hızlı kilo
almaya
ve
vücudumun niyeyse daha çok yağlanmaya
başladığını hissettim.
Eskiden
basketbol oynuyordum. Sürekli hareket
ettiğim için kilo alamıyordum. Hatta
bu benim için problemdi.
Şimdi
herhalde yaştan dolayı ve
hareket etmediğimiz için
artık çok daha kolay alabiliyorum.
O yüzden daha fazla hareket etmek
istiyorum.
O zaman
benim az önce bahsettiğim
hedefime
seni de davet ediyorum.
Bence
arkadaşlıklarda
birbirine motivasyon olmak çok faydalı.
Eğer ben bu alışkanlığı edinirsem seni
de teşvik etmiş olur muyum?
Kesinlikle. Evet.
Eğer birlikte yaparsak
daha iyi olur ve
daha düzenli yaparız.
Peki
2026
için başka ne hedeflerin var?
2026 yılında
seyahat etmek istiyorum daha fazla.
Hatta konuşmanın başında da
bundan bahsetmiştik.
Türkiye'de yaşamama rağmen
görmediğim birçok yer var.
Ama
geçen aylarda
görmek istediğim
bir ile gittim ve gerçekten mutlu oldum.
Gaziantep'e gittim.
Baklavaları harikaydı.
2026'ya
bu şekilde devam etmek istiyorum.
Hem
yurt içi hem yurt dışı
daha önce gitmediğim
görmediğim
deneyimlemediğim
şeyleri yaşamak istiyorum.
Sen Türkiye'de nerelere gittin?
Ben Türkiye'de en az bir 10-12 şehre
gitmişimdir.
Ama en sevdiğim şehir
Urfa oldu. Şanlıurfa.
Urfa'yı çok sevdim.
Çünkü yemekleri harikaydı.
İnsanlar çok cana yakındı.
Oradaki kültür
bayağı çeşitli ve farklı bir
kültürdü.
Sen gittin mi Urfa'ya?
Hayır.
Ben daha önce Urfa'ya gitmedim.
Ama özellikle
yemekleri çok iyi dediğin için en kısa
zamanda
oraya bir seyahat planlamaya
çalışacağım.
Bence Urfa'yı seveceksin.
Peki Şevval, sen
içe dönük birisi misin yoksa
daha dışa dönük bir insan mısın?
Ben daha çok
içe dönük bir insanım.
Hatta
ilk tanıştığım insanlar
beni
tamamen
içe dönük olarak düşünür.
Ama
yeni tanıştığım insanlarla
eee iyi anlaştıysam
ve bir süre vakit geçirdiysem
aslında benim
dışa dönük bir insan olduğumu düşünmeye
başlarlar.
Yani
benim
dışa dönük olabilmem için
samimi ilişkiler kurmaya ihtiyacım var.
Sen bu konuda ne düşünüyorsun?
Ben katılıyorum dediğin şeylere.
Senle ilk tanıştığımda
biraz soğuk davrandın.
Ama kötü anlamda değil.
Biraz daha içe dönük bir insandın.
Daha sonra seni tanıdıkça
sosyal ve dışa dönük bir insan olduğunu
anladım.
6 veya 7 sene önce tanıştık.
Peki
sen
son 6-7
sene içinde
değiştiğini
düşünüyor musun?
Hangi konularda değiştin sence?
Tabii ki değiştiğimi
düşünüyorum.
Özellikle 5-6 yıl uzun bir süre.
5 sene önceki
benle
şimdiki ben arasında
büyük bir özgüven farkı var.
Tabii ki şu an
çalışıyor olmak
kendi ayaklarımın üzerinde duruyor olmak
her işimi kendim
halledebiliyor olmak
benim
özgüven kazanmamda çok yardımcı oldu.
Onun dışında
başka değişiklikler de
tabii ki olmuştur.
Ben aynı şeyi sana sormak istiyorum.
5 sene önceki Can ve şimdiki Can nasıl?
Ben son beş senede
değiştim
ve
senin gibi
benim de özgüvenim arttı.
Onun dışında şunu fark ettim.
Eskiden
her şeyi kafama çok takıyordum.
Her konuda çok düşünüyordum. Stres
yapıyordum.
Ama
artık
çok umursamıyorum.
Hayatımda önemli olan
üç, dört şey var.
Onlar dışında
kafama bir şey takmıyorum.
Senin için
mutlu oldum.
Benim
bu özelliğim hala devam ediyor.
Bunu nasıl başardın? Ben
çok tanımadığım insanların bile
düşüncelerine
çok önem verip
zaman zaman kendimi
yoruyorum. Ama bundan rahatsızım.
Bana önerebileceğin bir şey var mı?
Açıkçası
ben bu konuda
belki de etrafımda çok fazla insan
olmadığı için kendimi
geliştirebildim.
Bir de
kendimi
olduğum gibi
kabul ettim.
Eskiden
fiziksel özelliklerimi
veya farklı özelliklerimi
çok
sevmiyordum
ve kabul etmiyordum. Sürekli
değiştirmeye
çalışıyordum. Ama artık kendimi bu
şekilde kabul ettim. Yani çok kötü bir
özelliğim yok yine.
Ama
saçma şeyler. Mesela
boyum keşke uzun olsaydı.
Atıyorum. Eskiden kafaya takıyordum.
Benim boyum 1.73.
Şu anda
umrumda değil. Eskiden burnum büyük diye
üzülüyordum.
Şimdi
umrumda değil.
Kendimi kabul ettim.
Bunu önerebilirim.
Onun dışında
insanlarla
vakit
geçirdikçe
nasıl daha iyi iletişim kurabileceğimi
ve
toksik ilişkilerden
nasıl uzak kalabileceğimi
öğrendim.
Senin hayatında toksik arkadaşlıklar
oldu mu?
Toksik arkadaşlıklar maalesef oldu.
Ama
şu an toksik arkadaşım olduğunu
düşünmüyorum.
Özellikle lisede, yani daha
gençken çok fazla toksik arkadaşlığım
olmuştur.
Ama
neyse ki
eee o toksik insanlarla iletişimimi
kesip hayatıma devam ettim.
Bu bence çok önemli. Çünkü
insanın arkadaşları
gerçekten kendinin nasıl biri olacağını
çok etkiliyor. Eee, benim arkadaşlarım
ne kadar iyiyse
ben de o kadar iyi olacağımı
düşünüyorum. O yüzden
herkese hayatındaki toksik insanları
çıkarmalarını tavsiye ederim.
Senin var mı şu an
örnek verebileceğin?
Evet. Eskiden
biraz belalı tiplerle
eee, arkadaştım. Yani belalı derken
sürekli kavga etmek isteyen
insanlara bulaşan, lafa da laf atan
arkadaşlarım olmuştu.
Ama
onlar da büyüdü. Onlar da eee,
kendilerini geliştirdi. Şu anda öyle bir
arkadaşım yok. Bence o dönemlerden
alışkanlıklar
bazen insanda kalıyor. Mesela senin hiç
kötü bir alışkanlığın var mı?
Evet. Kötü alışkanlığım
var.
Şu an
en kötü olduğunu düşündüğüm alışkanlığım
çok gereksiz
para harcamak.
Şöyle ki
her dışarı çıktığımda
büyük ya da küçük fark etmez
bir şey almadan
eve döndüğümde
kendimi rahatsız hissediyorum.
Örnek veriyorum.
50 çift küpem varsa
ben gidip bir çift küpe daha alıyorum ve
onu alıp evde açmak, denemek bana
inanılmaz bir
mutluluk veriyor. Burada örneğim küçük
olduğu için sorun yokmuş gibi
görünebilir ama bu alışkanlık
bende çok yaygın olduğu için uzun vadede
özellikle bütçemi kontrol etmemde zorluk
çıkarıyor.
Bu konuda
önlem almam gerekir diye
düşünüyorum.
Senin böyle
harcamaların var mı?
Ben
genelde ev için
çok gerekli olmayan şeyler alabiliyorum.
Mesela geçen
banyoya yapıştırabileceğim
bir diş fırçası tutacağı aldım.
Çok gerekli değildi. Ama beni mutlu
etti.
Peki senin aldığın en saçma şeyler
neler?
Mmm, Can,
çok fazla var.
En saçma alışverişlerim
genelde
kıyafetler. Ben yeni kıyafet aldığımda
birçok insanın aksine
onu hemen giymek yerine
bazen
giymeye
kıyamıyorum.
Ve o
dolapta etiketiyle durmaya
devam ediyor.
Baktığımda
alıyorum.
Beğeniyorum.
Ama kullanmıyorum.
Aldım. Bari kullanayım. Bu bana
gerçekten
kendim yapıyor olmama rağmen çok saçma
geliyor.
Seni çok iyi anlıyorum.
Bazen ben de bir elektronik cihaz
alıyorum
ve
açıp bakmaya vaktim olmuyor.
Sonra
iade süresi geçiyor.
Ve
kullanmayacağım
bir
ürün bile olsa
geri veremiyorum.
Online alışveriş çok kolaylaştı. O
yüzden
bence harcamalarımız da
daha çok arttı.
Peki
Getir'den, yemek uygulamalarından da
sipariş veriyor musun çok?
Tabii ki.
Özellikle
gece vakti abur cubur istediysem ve
alabileceğim
bir market yoksa
hemen
online bir uygulamaya giriyorum ve
sipariş veriyorum. Yemek uygulamasını
çok daha sık kullanıyorum. Haftada 2-3
defa kesinlikle dışarıdan yemek
söylüyorum. Bu uygulamalar
her ne kadar kolaylık sağlasa da dediğin
gibi hem para harcamayı daha kolay hale
getiriyor hem de bence
kilo almamızı da
sağlıyor bu durum üzücü.
Evet.
Sen
daha çok
dışarıdan mı yersin yoksa evde mi?
Ben de bazen Getir'den sipariş
veriyorum.
Ama genelde evde yiyorum. Bu uygulamalar
gerçekten başa bela.
İzlediğiniz için teşekkürler.
Kendinize iyi bakın. Görüşürüz.
Essential vocabulary encountered in this story, categorized by difficulty with definitions and phonetics:
nominative plural of arkadaşlık
definite accusative plural of arkadaş
third-person singular possessed nominative singular of cumhuriyet (“republic”)
first-person singular negative past continuous of sevmek